Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı
Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı, hastaların başladığı günü ve saati 'takvim yaprağı gibi' net hatırladığı, tedaviye dirençli ve kesintisiz bir baş ağrısı türüdür. Sıklıkla bir viral enfeksiyon veya stres sonrası aniden ortaya çıkan bu tablo, migrenöz özellikler taşısa da mekanizması farklıdır. Bu yazıda; bu dirençli ağrının belirtilerini, COVID-19 ve mast hücresi aktivasyonu ile olası ilişkisini ve güncel tedavi yaklaşımlarını en yeni bilimsel veriler ışığında inceliyoruz.
Başladığı Gün Hatırlanan Baş Ağrısı
Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı (YBGSBA), patofizyolojisinden çok başlangıç şekliyle tanımlanan özgün bir baş ağrısı bozukluğudur. Hastalar ağrının başladığı günü ve anı çok net hatırlar. Baş ağrısı genellikle bir anda ortaya çıkar ve kişi bu başlangıcı “takvim yaprağı gibi” belirgin şekilde tarif eder.
Bu ağrılar, başladıktan sonraki ilk 24 saat içinde ağrı kesintisiz hale gelir ve en az üç ay boyunca hiç remisyon olmadan devam eder. Bu süreklilik, YBGSBA’yı diğer baş ağrılarından ayıran en önemli özelliklerden biridir.
Tedaviye karşı dirençli olmasıyla bilinir; akut tedaviler, örneğin triptanlar veya NSAİİ’ler, çoğu hastada etkili değildir. Çoğunlukla primer bir baş ağrısı bozukluğu olarak kabul edilse de ikincil nedenlerin mutlaka dışlanması gerekir.
Migrenden ve Diğer Baş Ağrılarından Farkları
YBGSBA’da aile öyküsü daha azdır, ilaç aşırı kullanımına yatkınlık daha düşüktür ve migren tedavilerine yanıt daha zayıftır.
Vakaların yaklaşık üçte ikisi kronik migren fenotipine sahiptir ve ışık hassasiyeti, bulantı gibi migrenöz özellikler gösterebilir. Ancak bulantı, kusma ve osmofobi gibi semptomlar migrene göre daha siliktir; premonitor ve postdromal dönemler migren hastalarında belirgin iken YBGSBA’da ağrı sürekli olduğu için bu dönemleri ayırt etmek mümkün olmayabilir.
Geri kalan üçte biri ise kronik gerilim tipi baş ağrısı fenotipine benzer.
YBGSBA hastalarında ilaç aşırı kullanımı eğilimi kronik migren hastalarına göre daha düşüktür. Bunun nedeni akut ağrı kesicilerden fayda görmemeleridir.
Çocuklarda başlangıç genellikle Eylül ve Ocak aylarında pik yapar. Bu durum okul dönemindeki stres veya viral enfeksiyonlarla ilişkilendirilmiştir.
Epidemiyoloji (Bu Baş Ağrısı Kimlerde Görülür?)
YBGSBA genel nüfusta oldukça nadirdir ve görülme sıklığı yüzde 0.03 ile 0.1 arasındadır.
Çocuk ve ergenlerde yetişkinlere göre daha sık rastlanır. Kronik günlük baş ağrısı olan çocukların yaklaşık yüzde 18’i bu tanıyı alır.
Yetişkinlerde ise kronik günlük baş ağrısı olanların yalnızca yüzde 4’ünde YBGSBA görülür.
Kadınlarda erkeklere göre iki ila iki buçuk kat daha sık ortaya çıkar. Çocuklarda kız erkek oranı 1.8’e 1 iken yetişkinlerde bu oran 2.5’e 1’dir.
Tetikleyiciler
Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı (YBGSBA) hastalarının önemli bir kısmında baş ağrısını başlatan belirgin bir olay bulunur. Yetişkinlerin yaklaşık yüzde 40’ında, çocukların ise yüzde 88’inde bu tür bir tetikleyici faktör rapor edilmiştir.
-
En sık görülen tetikleyiciler enfeksiyonlardır. Epstein-Barr virüsü, grip, Salmonella ve COVID-19 gibi enfeksiyonların ardından, vücutta gelişen non-spesifik inflamatuar yanıt baş ağrısını tetikleyebilir. Baş ağrı başlangıcı akut hastalık sırasında olabileceği gibi sonraki bir ay içinde de ortaya çıkabilir. Grip benzeri hastalıklar, herpes simpleks virüsü, sitomegalovirüs, herpes zoster, adenovirüsler, arbovirüsler ve streptokok enfeksiyonları da olası etkenler arasında bildirilmiştir. Son yıllarda COVID-19 sonrası başlangıç hastalığı geçtikten çok daha uzun süre devam eden baş ağrıları sağlıklı bireylerde rapor edilmiştir.
-
Bunun dışında
-
Hafif kafa travmaları
-
Cerrahi girişimler (özellikle entübasyon gerektiren ve boyun pozisyonunu etkileyen ameliyatlar)
-
Boyun travmaları
-
Unutulmaz veya stresli yaşam olayları
-
Valsalva manevrası
-
Menarş dönemi veya doğum sonrası dönem gibi yaşam evreleri
Çocuklarda YBGSBA en sık yeni okul yılının başlangıcında ortaya çıkmaktadır. Bu durum, hem psikososyal stres hem de enfeksiyonlarla ilişkili olabilir. Komorbiditeler
-
YBGSBA hastalarında anksiyete ve depresyon sık görülür.
-
Anksiyete oranı yüzde 19’dan yüzde 65’e kadar çıkabilir.
-
Depresyon oranı yaklaşık yüzde 10’dur.
-
Uyku bozuklukları ise hastaların üçte ikisinde mevcuttur.
Ağrı Özellikleri
Ağrı iki türlü olabilir:
-
Migren benzeri ağrı tek taraflı, zonklayıcı ve ışık hassasiyetine eşlik eden bir tablo oluşturur.
-
Gerilim tipi ağrı ise iki taraflı, baskılayıcı ve daha sabit bir karakter taşır.
Çoğu hastada ağrı şiddetlidir ve görsel analog skoru genellikle yedi ve üzerindedir.
Hastaların küçük bir kısmında ise başlangıç “thunderclap” tarzında, yani yıldırım çarpması gibi ani ve şiddetli bir şekilde ortaya çıkar.
Sıklıkla ağrı ile birlikte görülen diğer semptomlar: Baş dönmesi, bulanık görme, uykusuzluk, paresteziler ve yorgunluk.
Patofizyoloji (Ağrı Neden Olur?)
Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı (YBGSBA) hastalığının biyolojik temeli tam olarak anlaşılmamıştır. Ancak literatürde öne çıkan çeşitli teoriler, farklı mekanizmaların bu tabloya katkıda bulunabileceğini göstermektedir.
1. İmmünolojik Sitokin Fırtınası ve Enflamasyon
Viral enfeksiyon sonrası tetiklenen kalıcı bağışıklık yanıtı, özellikle TNF-alfa yüksekliği ile ilişkilendirilmiştir. Bu durum kronik enflamasyon ve trigeminal nosiseptif sensitizasyonu gündeme getirmektedir. Steroid tedavisine yanıt alınması bu teoriyi destekler. Epstein-Barr virüsü (EBV), Herpes ve Salmonella gibi enfeksiyonlarla YDGSBA arasında bağlantı kurulmuştur.
2. CGRP ve Trigeminovasküler Aktivasyon
COVID-19 virüsünün “Spike” proteininin, migren ağrısında rol oynayan CGRP reseptörleri ile etkileşime girerek kalıcı bir ağrı döngüsü başlattığı düşünülmektedir. CGRP antagonistlerine yanıt veren vakalar bu teoriyi güçlendirmektedir.
3. Servikojenik Mekanizmalar ve Hipermobilite
Eklem hipermobilitesi olan kişilerde boyun eklemlerinin irritasyonu baş ağrısını tetikleyebilir. Servikal hipermobilite, eklem gevşekliği ve boyun yapısındaki sorunlar bu mekanizmayı katkıda bulunur.
5. Psikolojik Mekanizmalar
Stresli yaşam olayları, okul veya iş yükü, anksiyete ve depresyon ile yüksek birliktelik YBGSBA’nın başlamasında rol oynayabilir. Stres en önemli mast hücresi aktivasyonu tetikleyicilerinden birisidir.
4. Alerjik Enflamasyon, Mast Hücresi Aktivasyonu ve Histamin
Doğrudan bir nedensellik kanıtlanmamış olsa da mevcut bulgular mast hücresi aktivasyonu ile YBGSBA arasında güçlü bir dolaylı ilişkiye işaret etmektedir. Rozen ve Swidan’ın (2007) çalışmasında YBGSBA hastalarının beyin omurilik sıvısında TNF-alfa yüksekliği saptanmıştır. TNF-alfa, mast hücrelerinin aktivasyon sırasında salgıladığı temel sitokinlerden biridir ve bu durum mast hücrelerinin nöroenflamatuar süreçlerde tetikleyici ya da sürdürücü bir rol oynayabileceğini düşündürmektedir.
Eklem hipermobilitesi olan hastalarda Mast Hücresi Aktivasyon Sendromu (MCAS) sıktır. Migrenöz özellikler gösteren YBGSBA vakalarında histaminin vasküler etkileri, ayrıca uzun COVID sonrası artan YBGSBA vakalarında mast hücresi aktivasyonunun kanıtlanmış rolü dikkat çekmektedir. Hastaların önemli kısmında alerjik öykü mevcuttur.
Bu nedenle özellikle tedaviye dirençli ve cilt veya bağırsak bulgularının eşlik ettiği hastalarda mast hücresi stabilizasyonu veya histamin modülasyonu, henüz literatürde net tanımlanmamış olsa da ampirik bir tedavi yaklaşımı olarak klinik değer taşımaktadır.
4. Direkt Viral İnvazyon
Virüsün koku alma siniri (olfaktör yol) üzerinden sinir sistemine girmesi olasıdır. Koku kaybı (anozmi) ve yüz ağrısının birlikte görülmesi bu mekanizmaya işaret edebilir.
İleri Tetkiklerde Ne Görülür?
Rutin MR genellikle normaldir (ikincil nedenleri dışlamak için gereklidir). Bazen beyaz cevher değişiklikleri görülebilir; kronik migrende görülenlere kıyasla daha seyrektir.
İmmünsüprese kişilerde, artmış kafa içi basıncı veya kronik menenjit şüphesi olanlarda ya da tedaviye dirençli baş ağrısı bulunanlarda lomber ponksiyon ve BOS analizi yapılmalıdır.
Bazen sinüzit gibi sekonder bozukluklar ya da hemikrania kontinua veya primer troklear baş ağrısı gibi primer baş ağrısı bozuklukları YBGSBA şeklinde ortaya çıkabilir.
Fonksiyonel MR (fMRI) çalışmaları, ağrı ve duygusal düzenleme ile ilgili beyin bölgelerinde "fonksiyonel bağlantı" değişiklikleri olduğunu göstermektedir.
Prognoz
Prognoz açısından iki temel form vardır: birkaç ay içinde kendiliğinden geçen “kendi kendini sınırlayan” olgular (%15–30) ve yıllarca süren, tedaviye yanıt vermeyen “dirençli” olgular (çoğunluk bu gruptadır).
Bir çalışmada hastaların %43’ünde ağrı 6 ay içinde çözülürken, %18’inde bir yıldan uzun sürmüştür. Erken dönemde agresif tedaviye başlanması başarı şansını artırabilir.
Tedavi
Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı (YBGSBA), birincil baş ağrısı bozuklukları arasında tedaviye en dirençli türlerden biridir. Pediatrik grupta da direnç belirgindir. Bu nedenle erken ve agresif tedavi önerilmektedir.
A. Akut Tedaviler (Atak Tedavisi)
YDGSBA’da çoğu akut ilaç tedavide başarı sağlayamaz.
-
Steroidler (Metilprednizolon): Bazı vakalarda, sistemik enflamasyon olmasa bile, yüksek doz damar yoluyla uygulanan metilprednizolon tedavisine iyi yanıt alınmıştır. Başlangıçtan hemen sonra verilen tedavi bazı hastalarda tam iyileşme sağlamıştır. Bu durum, baş ağrısının kaynağının merkezi sinir sistemi enflamasyonu olabileceğini düşündürmektedir.
-
Doksisiklin: TNF-alfa inhibitörü özelliği nedeniyle, enfeksiyon sonrası başlayan ve beyin omurilik sıvısında TNF yüksekliği saptanan hastalarda denenmiştir.
-
NSAİİ’ler ve Triptanlar: Çocukların yaklaşık %35’i bu ilaçlara hiç yanıt vermez.
-
Sinir Blokajları: Büyük oksipital sinir (GON) blokajı bazı pediatrik çalışmalarda etkinlik göstermiştir. Hastaların %33–63’ünde fayda sağlanabilir.
-
İnfüzyon Tedavileri: Zor vakalarda dihidroergotamin (DHE) veya lidokain infüzyonları kullanılabilir.
-
IV Lidokain ve Ketamin: Çok dirençli ağrılarda hastane ortamında infüzyon olarak denenebilecek seçeneklerdir.
-
İlaç Kombinasyonları: Steroid, valproat ve antidepresan kombinasyonları bazı hastalarda başarı göstermiştir.
B. Önleyici (Profilaktik) Tedaviler
YBGSBA’da en sık reçete edilen önleyici ilaçlar şunlardır:
-
Amitriptilin ve Topiramat: En yaygın kullanılan ajanlardır, ancak tedaviye yanıt oranları düşüktür (%20–25).
-
Botoks (OnabotulinumtoxinA): Çocuklarda spesifik çalışma bulunmasa da güvenli profili nedeniyle dirençli vakalarda makul bir seçenektir. Kronik migrene kıyasla YBGSBA’da etkinliği daha düşük veya belirsizdir.
-
CGRP Monoklonal Antikorları: Erenumab ve Galcanezumab gibi ilaçlar, çocuk ve ergenlerde yapılan küçük vaka serilerinde, çok sayıda ilaca yanıt vermeyen hastalarda umut verici sonuçlar göstermiştir.
-
Dosulepin: Serotonin ve norepinefrin geri alımını inhibe eden bir trisiklik antidepresandır. Ayrıca antihistaminik, antiadrenerjik, antiserotonerjik, antikolinerjik ve sodyum kanal bloke edici etkileri vardır. Hastaların %45.7’sinde anlamlı iyileşme sağlamıştır. Amitriptilin ve Nortriptilin’e kıyasla daha etkili bulunmuştur. Bunun nedeni muhtemelen daha hızlı doz artırımı ve daha iyi tolere edilebilirliğidir. Etkili olmasına rağmen aşırı dozda toksisite riski nedeniyle günümüzde geçmiş yıllara göre daha sınırlı kullanılan dosulepin, kardiyak toksisite, antikolinerjik yan etkiler (ağız kuruluğu, kabızlık, bulanık görme), sedasyon ve kilo artışı gibi riskler taşır.
C. İlaç Dışı Tedaviler
YBGSBA tedavisinde ilaç dışı yöntemler mutlaka eklenmelidir.
-
Fizik tedavi
-
Biofeedback
-
Bilişsel davranışçı terapi (CBT)
Bu yöntemler, farmakolojik tedavilerin sınırlı etkinliğini tamamlayıcı niteliktedir ve özellikle pediatrik grupta önem taşır.
Yeni Başlayan Günlük Süreğen Baş Ağrısı (YBGSBA), migrene benzeyen bazı özellikler taşısa da farklı tetikleyicileri, daha az otonom semptomu, bulantı ve koku hassasiyetinin daha seyrek olması, düşük ilaç aşırı kullanımı, tedaviye dirençli seyri, aile öyküsünün zayıf bulunması ve migrenin aksine öncesinde uzun bir baş ağrısı öyküsü bulunmaması (daha geç başlangıç yaşı) ancak doktora başvurunun daha erken olması nedeniyle kronik migrenin bir alt tipi değil, ayrı bir mekanizmaya sahip bağımsız bir hastalık olarak kabul edilmektedir.
Pediatrik YBGSBA yetişkin formundan farklıdır; çocuklarda migren fenotipine yatkınlık, güçlü mevsimsel ve enfeksiyöz tetikleyiciler ön plandadır.
Sonuç olarak YBGSBA, sıklıkla enfeksiyon sonrası “şalter inmiş gibi” aniden başlayan ve yıllarca sürebilen, yaşam kalitesini ciddi şekilde bozan, mekanizması henüz tam anlaşılmamış gizemli bir bozukluktur.
Referanslar
- https://practicalneurology.com/diseases-diagnoses/headache-pain/new-daily-persistent-headache/31897/
- Cheema S, Mehta D, Ray JC, Hutton EJ, Matharu MS. New daily persistent headache: A systematic review and meta-analysis. Cephalalgia. 2023 May;43(5):3331024231168089. doi: 10.1177/03331024231168089. PMID: 37032616.
- Kalika P, Monteith TS. New Daily Persistent Headache in the Pediatric and Adolescent Population: An Updated Review. Life (Basel). 2024 Jun 3;14(6):724. doi: 10.3390/life14060724. PMID: 38929707; PMCID: PMC11204919.
- Dhiman NR, Joshi D, Singh R, Gyanpuri V, Kumar A. Post-COVID-19 headache- NDPH phenotype: a systematic review of case reports. Front Pain Res (Lausanne). 2024 May 14;5:1376506. doi: 10.3389/fpain.2024.1376506. PMID: 38808005; PMCID: PMC11130372.
- Cheema S, Stubberud A, Rantell K, Nachev P, Tronvik E, Matharu M. Phenotype of new daily persistent headache: subtypes and comparison to transformed chronic daily headache. J Headache Pain. 2023 Aug 16;24(1):109. doi: 10.1186/s10194-023-01639-5. PMID: 37587430; PMCID: PMC10428606.
- Yamani N, Olesen J. New daily persistent headache: a systematic review on an enigmatic disorder. J Headache Pain. 2019 Jul 15;20(1):80. doi: 10.1186/s10194-019-1022-z. PMID: 31307396; PMCID: PMC6734284.
- Nagaraj K, Wei DY, Puledda F, Weng HY, Waheed S, Vandenbussche N, Ong JJY, Goadsby PJ. Comparison and predictors of chronic migraine vs. new daily persistent headache presenting with a chronic migraine phenotype. Headache. 2022 Jul;62(7):828-838. doi: 10.1111/head.14362. Epub 2022 Jul 21. PMID: 35861031; PMCID: PMC9545870.
