D VİTAMİNİ

D vitamini eksikliği tüm dünyada toplumun %50’sinden fazlasında görülen bir durumdur. 30 ng/ml altında düzeyler D vitamini yetersizliği, 20 ng/ml altında D vitamini eksikliği olarak kabul edilir. 50-80 ng/ml (100 ng/ml’ye kadar) düzeyleri ideal kabul edilir.

Günümüzde D vitamini  eksikliğinin pek çok nedeni vardır. Şehirleşme ile birlikte daha az dışarıda zaman geçirmek, güneş ışığı almamak ve hava kirliliği en önemli nedenlerdir. 

Ciltte bulunan 7-hidrokolesterol molekülleri güneş ışığı ve sıcağın etkisi ile ‘ham’ D vitaminine dönüşür. Bu moleküller kanda taşınarak önce karaciğerde ardından da böbrekte aktif hale getirilir. 

Böbrek dışında pek çok hücrede D vitamini aktif D vitamini sentezi yapılabilmektedir: deri (keratinositler ve foliküler hücreler), lenf bezleri, bağırsak epitel ve sinir hücreleri, pankreas adacık hücreleri, böbreküstü bezi,  beyin korteksi ve serebellum, prostat hücreleri. 

Güneş ışınları ile ciltte sentezlenen D vitamini depolarımızın yüzde % 90’ını oluşturur; Yaklaşık yüzde 10’unu ise diyetle alırız: Balıklar, yumurta ve ciğerden D3 vitamini şeklinde, güneşte yetiştirilmiş mantarlardan ise D2 vitamini şeklinde.

D vitamini düzeyleri 60 ng/ml düzeyine ulaştığında D vitamini yapımı sentezi duraklatılır. Aktif D vitamini sentezini etkileyen regüle eden faktörler arasında serum fosfor düzeyleri, serum kalsiyum düzeyleri ve para tiroid hormon düzeyleri yer alır. Aktif D vitamini aynı zamanda kendi sentezini de regüle eder ve düzeyler fazla olduğunda sentez durur. Böbrekler dışında aktif D vitamini sentezleyebilen diğer dokular şunlardır: kemik, plasenta, prostat, deri keratinosit hücreleri, makrofajlar, T lenfositleri, dendritik hücreler, bazı kanser hücreleri, ve paratiroid bezi.

Deride sentezlenen D vitamini birkaç faktöre bağlı olarak az veya çok olabilir: mevsim, ekvatora olan mesafe, günün zamanı ve havanın kapalı olup olmaması ile ilişkili olarak insan cildine ulaşan ultraviyole ışınlarının miktarı ve enerji düzeyleri değişir. Bunların yanında, güneş gören cilt yüzeyi yüzdesi, güneşin altında geçirilen zaman, insanın derisinin koyuluğu da önemlidir. Açık tenli insanlar çok daha fazla D vitamini sentezleyebilirler, koyu renkli insanların ciltlerinde daha çok sayıda bulunan melanin pigmentleri ultraviyole B ışınlarını emerek, D vitamini sentez miktarını azaltırlar.

D vitamini insan için çok gerekli olmakla birlikte güneşin altında gereğinden fazla zaman geçirmek hem cildin erken yaşlanmasına hem de deri kanseri riskinin artışına neden olur.

Öğlen güneşinin altında geçirilen 15 ila 20 dakika D vitamini sentezi için yeterlidir.

Aktif D vitamini, hücre çekirdeğindeki D vitamini reseptörüne bağlanarak gen transkripsiyonunu (yazılım ve protein sentezi) etkiler.

Aktif D3 vitamini ve D vitamini reseptörlerinin insan bedeninde pek çok etkisi vardır. Bunlardan en bilineni kemik ve kas sağlığı üzerindeki etkileridir, ama bunu dışında 200’den fazla gen ve 30’dan fazla organı etkileyebilirler. D vitamini düzeylerinin artmasının 291’den fazla gende olumlu iade değişikliği yaptığı hesaplanmıştır.

D vitamini reseptörü bulunan dokular arasında damar endotelyal hücreleri, pankreas adacık hücreleri, kalp ve iskelete kasları, bağışıklık sistemi hücreleri, beyinde nöronlar ve glia hücreleri ve plasenta hücreleri sayılabilir.

Bunun dışında pek çok dokuda D vitamini aktif hale getiren 1 alfa hidroksilaz enzimi bulunur, inaktif D vitaminini aktif hale getirirler. Bu dokular arasında kemik, plasenta, prostat, deri hücresi keratinositler, makrofajlar, bağışıklık sistemi hücreleri ve paratiroid bezi sayılabilir.

Düşük D vitamini eksikliğine çoğu kez paratiroid hormon (parathormon, PTH) yüksekliği eşlik eder. Parathormon düzeylerindeki yükselme kardiyovasküler hastalıklar riskini arttırır. Yüksek paratiroid hormon düzeyleri kalp kasılmasını bozar, koroner damarların daralma riskini arttırır, kalp kapaklarında ve damar cidarında kireçlenme riskini arttırır.

Bunların dışında yüksek parathormon düzeyleri lipit düzeylerini yükseltir, insülin direnci ve metabolik sendroma neden olur/bulguları kötüleştirir. PTH düzeylerinin yüksekliği ayrıca artmış stres yanıtına, artmış sempatik aktiviteye ve damar cidarında endotelyal strese neden olur.

Parathormon yüksekliğine bağlı bu eksiklik etkilerinin görülmemesi için D vitamini düzeylerinin en az 40 ng/ml üzerinde olması gerekir. D vitamini etkisi ile bağırsaklardan kalsiyum emilimi %15’lerden %40’lara çıkar, böbreklerden kalsiyum geri emilimi artar. Aynı zamanda yine bağırsaklardan fosfor emilimi %55’lerden %80’lere kadar yükselir.

İnsan bedeninde D vitamini

  • Kemik sağlığı

D vitamini;

  • Bağırsaklardan kalsiyum ve fosfor emilimini arttırarak
  • Kemiklere daha fazla karşı kalsiyum depolanmasını sağlayarak
  • Kemiklerden kalsiyum salınımını azaltarak
  • Kemik yapımını arttırarak etki gösterir.

Çalışmalarda D vitamini düzeylerini yükseltmenin osteoporotik kemik kırığı riskini belirgin şekilde azalttığı gösterilmiştir. Kemik kırıkları ve raşitizm dışında özellikle erişkin hastalarda D vitamini eksikliği kemik ağrısı şeklinde ortaya çıkabilir. 

D vitamini eksikliği hem çocuklarda hem yetişkinlerde kendini diş sağlığında bozulma, kolay çürüme, diş eti hastalıkları, diş eti çekilmesi şeklinde de gösterebilir.

Çocukluk çağında D vitamini eksikliği raşitizm ve büyüme gelişme geriliğine neden olur. 

  • Kas sağlığı
  • Bağışıklık sistemi etkileri, antioksidan ve antienflamatuar olarak D vitamini

D vitamini yüksek kimselerde kandaki tüm enflamatuar kimyasalların düzeyleri düşük ve sakinleştirici (düzenleyici) T hücrelerinin sayısı daha yüksektir. D vitamini molekülleri, hem doğumsal hem de edinsel bağışıklık sistemini sakinleştirir. Neredeyse bağışıklık sisteminin tüm hücrelerinde (nötrofiller, lenfositler, dendritik hücreler, makrofajlar) D vitamini reseptörleri bulunmaktadır. Bu hücreler de böbrekteki sentezden bağımsız olarak ham D vitamininden aktif D vitamini sentezleyebilirler.

D vitamini molekülleri bağışıklık hücrelerinin sakinleşmesinde ve mast hücrelerinden daha az histamin ve kimyasal salgılanmasında rol alır. D vitamini eksikliğinde mast hücreleri aktif halde kalır ve devamlı enflamatuar sitokin ve histamin salgılar; enflamasyona neden olurlar. Alerjilerde İmmünglobülin E yoluyla oluşan duyarlaşmaya bağlı olarak da histamin salınmasını D vitamini takviyesi belirgin olarak azaltır.

Güneşlenme sonrasında deride artan nitrik oksit moleküllerinin önemli antioksidan etkinliği vardır. Ayrıca bazı sitokinlerin (interferonlar) genlerinin protein sentezi güneşlenme sonrası azalır; bu etki ağızdan D vitamini takviyesi görülmez. D vitamini eksikliği sonrası görülen bazı hastalıkların ağızdan D vitamini takviyesi sonra düzelmemesi, güneşlenme sonrası düzelmesi güneşin nitrik oksit etkilerine bağlanmaktadır.

  • Mikrobiyom ve artmış bağırsak geçirgenliği üzerine etkileri

Bağırsak epiteli sıkı bağlantıları düzenleyici etkisi, bağırsak geçirgenliğini azaltması, geçirgenlik sonucu bağışıklık sistemi ile karşılaşan mikropları öldürücü etkisi ve sakinleştirici bağışıklık sistemi hücrelerini aktive etmesi ile D vitamini molekülleri hem enflamatuar bağırsak hastalıklarında hem de pek çok bağırsak hastalığında belirgin olarak iyileştirici etki gösterir.

D vitamini reseptörleri deri, bağırsak ve akciğerler gibi bedeninin dış dünya ile temasta olduğu organların sınırlarında bulunur. Bu sınır bölgelerinde dış dünya ve iç dünyayı birbirinden ayırmak ve istenmeyen maddelerin geçişine izin vermemek için hücreler arasında sıkı bağlantılar bulunur.

Sıkı bağlantılar, klaudin, okludin ve zonulin moleküllerinden oluşur. D vitamini takviyesi tüm bu molekülerin düzeyini artırarak bağlantıların güçlenmesini sağlar.

D vitamini bu etkinin yanında bağırsak mukozasının kendini tamir sürecine de katkı bulunarak bağırsak hücreleri arası bütünlüğün korunmasını ve stabil bağlantılar oluşmasını sağlar ve artmış bağırsak geçirgenliğine iyi gelir.

D vitamini eksikliği ile oluşan veya şiddetlenen hastalıklar

  1. Kronik ağrılar ve fibromiyalji

Kronik migren, kronik baş ağrısı, boyun ağrısı, sırt ağrısı ve bel ağrısı olan hastalarda D vitamini düzeyleri genellikle düşük bulunmaktadır. Hastaların D vitamini düzeyleri yükseltildiğinde hastalık ağrılarına belirgin şekilde azaldığı gösterilmiştir.

  1. Kalp damar hastalıkları, hipertansiyon, beyin damar hastalıkları

Düşük D vitamini düzeylerinin yüksek tansiyon, kalp damar hastalıkları ve beyin damar hastalıkları riskini arttırdığı gösterilmiştir. D vitamini düzeyleri 20 ng/mililitrenin altına düştüğünde bu risk belirgin olarak artar.

D vitamini molekülleri, endotelyal (damar cidarını kaplayan hücreler) sağlık için önemlidir ve damar sertleşmesinin önüne geçebilir. Kalp kası üzerine iyileştirici etkileri ile kardiyomiyopatisi olan hastaların fonksiyonlarını düzeltir. D vitamini düşük olan hastaların koroner damarlarındaki akış daha yavaş ve koroner damarlarındaki kireçlenme daha fazladır. Yüksek tansiyon ve kalp yetersizliğine bağlı ani kardiyak ölümlerde hastaların D vitamini düzeyleri düşük bulunur.

Endotelyal disfonksiyon, yani endotel hücrelerin sağlılarının bozulması pek çok damar, kalp ve beyin hastalığının temel nedenlerinden birisidir. Yine endotelyal sağlık bozulması diyabetik damar komplikasyonlarına, damar sertleşmesine, yüksek tansiyona, ve periferik arter hastalıklarına neden olur. Çalışmalarda D vitamini düzeyi düşük olan hastalarda belirgin endotelyal disfonksiyon saptanmıştır.

Nitrik oksit endotelyal hücrelerde sentezlenen damar genişletici, damarları koruyucu, kas gevşetici ve aynı zamanda antioksidan bir moleküldür. D vitamini eksikliğinde endotelyal nitrik oksit düzeyleri düşer, D vitamini takviyesi ile normal düzeylere yükselir. Ayrıca nitrik oksit sentezleyen enzim, kalsiyuma bağlı bir enzimdir; azalmış D vitamini düzeyleri kalsiyum düzeylerini düşürerek nitrik oksit sentezini de etkiler. Artan nitrik oksit düzeyleri damarları genişleterek tansiyon düzeylerinin düşmesine yardımcı olur.

Hem D vitaminin hem de nitrik oksitin anti oksidan etkileri, oksidatif streste artan reaktif oksijen moleküllerini temizler. Özellikle obezite ve diyabet gibi artmış oksidatif stres bu etki hayat kurtarıcı bir rol oynar.

D vitamini düzeylerinin yeterli olması hem kolesterol, hem de insülin düzeylerini olumlu etkileyerek anti enflamatuar etkisi ile de birleşince yüksek tansiyon, metabolik sendrom, kalp yetersizliği, iskemik kalp hastalığında tedaviye verilen yanıtı artırır, kalp damar ve beyin damar hastalığından ölümleri belirgin şekilde azaltır.

D vitaminin kalp damar hastalıkları üzerine iyileştirici etkisi, hem kolesterol seviyelerinde daha fazla düzelme, hem de nitrik aside bağlı damar genişletici ve anti oksidan etki ile güneşlenme sonrası ortaya çıkan D vitamini düzeyleri ile daha belirgindir.

  1. Nörodejeneratif ve otoimmün nörolojik  hastalıklar
  2. Depresyon
  3. Bakteriyel enfeksiyonlar

D vitamini uyarısı ile makrofajlardan salgılanan katelisidin ve beta defansin isimli anti mikrobiyal moleküller hem gram negatif hem de gram pozitif bakterilere karşı anti mikrobiyal etkinlik gösterir. Katelisidin varlığında kan hücreleri monositlerde, akciğer epitel hücrelerinde, bağırsak epitel hücrelerinde, deri hücrelerinde ve plasentanın trofoblast hücrelerinde anti bakteriyel/anti mikrobiyal etkinlik artar.

Tüberküloz, sık üst solunum yolu enfeksiyonu geçiren hastaların D vitamini düzeyleri normalin altında bulunur. D vitamini üzerine fazla bilgimiz yokken bile güneşin altında zaman geçirmenin verem hastalarına iyi geldiği biliniyordu.

Bronşiyal astım ve KOAH hastalarında de vitamini takviyesi özellikle kış aylarında görülen enfeksiyon sıklığını belirgin olarak azaltır. Çocuklarda D vitamini takviyesi alan çocuklar Kışın çok daha az solunum yolu enfeksiyonu geçirirler. D vitamini düşük olan hastalarda daha fazla kronik sinüzit görüldüğünü ve D vitamini takviyesi ile bu sıklığı belirgin olarak azaltıldığı gösterilmiştir.

  1. Covid 19 riskinde artış
  2. Otoimmün hastalıklar

Bu hastalıkların D vitamini eksikliği ile kesin ilişkisi gösterilenleri:

  • Tip I diyabet
  • Romatoid artrit
  • Multipl skleroz
  • Sistemik lupus eritamatozus
  • Çölyak hastalığı

Ekvatora yakın bölgelerde yaşayan kimselerde otoimmün hastalıkların sıklığı kuzeydeki ülkelere nazaran daha düşüktür. Anne karnında ve erken çocuklukta yeterli D vitamini alan/güneş ışığı alan hastalarda Tip I diyabet gelişim riski daha düşüktür.

Romatoid artrit hastalarında D vitamini takviyesi kandaki enflamatuar kimyasal düzeylerini azaltırken antioksidan kapasiteyi artırır. Daha çok/yoğun ve uzun süreli non steroidal antienflamatuar kullanan hastaların D vitaminleri daha düşüktür. SLE hastalarında D vitamini takviyesi hem klinik bulgulara iyi gelir, hem de kardiyovasküler hastalık gelişim riskini azaltır. 

  1. İnsülin direnci ve metabolik sendrom

D vitamini düzeyinin düşük olması Tip II diyabet riskini arttırır ve hastaların çoğunda de vitamini düzeyleri belirgin olarak düşüktür. D vitamini takviyesi hastalarda insülin duyarlılığında artış ve metabolik sendrom komponentlerinden kan şekeri ve lipit düzeylerinde düşme ve bel çevresinde incelme sağlar. Tüm etkiler güneşlenme sonrası D vitamini düzeyleri arttığında daha belirgin olarak görülür. D vitamini düzeylerinin yüksek olması kardiyovasküler hastalık riskini azaltarak, antioksidan ve anti enflamatuar etkinlikle birlikte metabolik sendromun tüm komponentlerine ve oluşan kronik enflamasyona iyi gelir.

  1. Enflamatuar bağırsak hastalıkları ve irritabl bağırsak sendromu

Enflamatuar bağırsak hastalıklarının ( Crohn hastalığı ve Ülseratif kolit) sıklığı giderek artmaktadır. Diğer pek çok hastalıkta olduğu gibi bu risk ekvatordan uzaklaştıkça artar. Crohn hastalığı, enflamatuar bağırsak hastalıkları, kolit, irritabl bağırsak sendromunda hastalarda D vitamini eksikliği olduğu gösterilmiştir.

Düşük D vitamini düzeyleri bağırsaklarda geçirgenlik artışına neden olur, sıkı bağlantıların fonksiyonlarını bozar, bağırsak hücrelerine ve mukozaya zarar verir ve enfeksiyonlara karşı duyarlılığı arttırır. 

Ağızdan verilen D vitamini takviyesinin bağırsak İçindeki bakterilerin dengesini düzelttiği ve zararlı bakterilerin sayısını azalttığı gösterilmiştir. Zararlı bakterilerin sayısını azaltırken bütirat sentezleyen bakterilerin sayısını arttırdığı ve bakteriler/ kimyasallara bağlı gelişen kolit bulgularını gerilettiği gösterilmiştir.

Enflamatuar bağırsak hastalarında D vitamini takviyesi hastalık bulgularına ve kan tahlillerindeki değişikliklere iyi gelir. Mevsimsel bağırsak enfeksiyonları, D vitamini yüksek hastalarda daha ılımlı seyreder ve daha az hasara neden olur. D vitamini takviyesi ayrıca hastaları verilen probiyotiklerin etkinliğini arttırarak antienflamatuvar ve enfeksiyona karşı koruyucu etkilerini arttırır. Annelerin D vitamini düzeylerinin yüksek olması, emzirilen bebeklerin bağırsaklarında zararlı bakterilerin üreme olasılığını azaltır.

  1. Kanserler

Aktif D vitamini hücrelerde hücre olgunlaşmasını ve bölünmesini kontrol altında tutarak, yaşlanmış hücreleri apoptoza yönlendirerek ve fazladan damar sentezine engel olarak kanserli hücrelerin gelişim ve çoğalmasına engel olur. Ayrıca bağırsaklarda hücrelerin DNA’sına zarar veren maddeleri etkisiz hale getirir.

D vitamini düzeyi düşük hastalarda daha sık olarak ortaya çıkar ve tedaviye daha güç yanıt veren kanserler:

  • Meme kanserleri
  • Bağırsak (kolorektal)
  • Prostat kanseri
  • Yumurtalık kanseri
  • Mesane kanserleri
  • Yumurtalık kanserleri
  • Tiroid kanserleri
  • Non Hodgkin lenfoma
  • Lösemi
  • Myeloma

35. enlemin altında ekvatora yakın yaşayan insanlarda endometrium, mide, serviks, mesane, pankreas ve kolorektal kanser gelişim riski daha düşüktür. Gençliğinde yeterli D vitamini alan kadınlarda meme kanseri gelişim riski %60 oranında azalır. Çok düşük (10 ng/ml) altındaki düzeylerde meme kanseri riski %400 artar. D vitamini takviyesi, meme kanserine bağlı ölümlerin sıklığını azaltır.

D vitamini eksikliğinin kan kanserlerinde kötüye gidişi hızlandırdığı gösterilmiştir. D vitamini etkisi ile sentezlenen katelisidin isimli antimikrobiyal peptitler B hücreli lenfomalarda hücrelerin sakinleşmesini ve daha az kimyasal salgılanmalarını sağlarlar. D vitamini takviyesinin hastaların aldığı sitotoksik tedaviye eklendiğinde sitotoksik tedavinin etkisini arttırdığı gösterilmiştir.

Kanser riskini azaltmak için D vitamini düzeylerinin 60-80 ng/ml düzeyine çıkarılması önerilmektedir. 

D vitamini düşük olan hastalarda kemoterapi sonucu görülen ağız ve sindirim sistemi problemleri, yaralanmaları ve tat alma bozuklukları daha sık gelişir ve ağır olarak seyreder. 

  1. Cilt hastalıkları

D vitamini D vitamini reseptörleri üzerinden ciltte keratinositler (cildin en dışındaki hücreler) arasındaki bağlantıları sağlamlaştırarak atopik dermatit ve psoriasis (sedef) bulgularına iyi gelir.

  • Sedef hastalığı: Cilt hücreleri keratinositlerin proliferasyonu nedeniyle görülen bu hastalık da D vitamini almak ve deriye de vitamini uygulamak bu çoğalmayı azaltır aynı zamanda D vitaminin anti enflamatuvar etkisiyle de lezyonları belirgin şekilde azalırlar. 
  • Atopik dermatit, vitiligo ve akne: D vitamininin etkisiyle sakinleşen bağışıklık sistemi ile tüm hastalık bulgularında gerileme gözükür. Atopik dermatiti olan çocuklarda D vitamini takviyesi bulguları belirgin bir şekilde geriletir. Bu hastalarda D vitamini takviyesi hem cilt altındaki alerjen hücrelerin sayısını azaltır hem de antioksidan enzimlerin düzeyini yükseltir. Akne hastalarında D vitamini takviyesi antienflamatuar ve direkt bakteri öldürücü etki ile lezyon sayısını ve şiddetini geriletir. 

D vitaminin cilt hastalıkları/alerjiler üzerine iyileştirici etkileri, ciltteki D vitamini reseptörleri ve aktif D vitamini sentezi nedeniyle, güneşlenme sonrası daha belirgin olarak görülür.

  • Kronik Ürtiker: D vitamininin derideki bağışıklık sistemi hücreleri özellikle mast hücreleri üzerinde belirgin sakinleştirici etkisi vardır. Pek çok alerjik hastalıkta D vitamini takviyesi hastalık bulgularına iyi gelir, geriletir. Kronik ürtiker hastalarında D vitamini düzeyleri belirgin olarak düşüktür, D vitamini takviyesi bulguları ve atak sıklığını azaltır.  
  1. Çölyak hastalığı
  2. Besin alerjileri
  3. Astım, alerjiler, alerjik/bakteriyel rinosinüzitler

Erken çocuklukta yeterli D vitamini düzeylerine sahip olmak, çocuklukta astım riskini belirgin olarak düşürür. Annenin hamilelikte yeterli D vitamini düzeylerine sahip olması bebeklerin astım ve alerji gelişme riskini düşürür.

Aktif D vitamini molekülleri hem doğumsal, hem de edinsel bağışıklık sistemini sakinleştirerek astım ve eşlik eden alerjilerin riskini azaltır. Astım bulgularının kötüleşmesine araya giren bakteriyel/viral enfeksiyonlar da katkıda bulunduğu için; D vitamini moleküllerinin anti bakteriyel ve antiviral etkisi dolaylı olarak astım riskini de düşürür. D vitamini ayrıca bağırsaktakine benzer şekilde akciğerde havayollarını kaplayan epitel hücreler arası bağlantıları sağlamlaştırarak akciğer hastalıklarının ilerlemesine engel olur.

Astımı olan çocuk ve erişkinlerde D vitamini takviyesi atak sıklığını ve şiddetini azaltır.

Kronik rinosinuziti olan hastalarda D vitamini düzeyleri çoğunlukla düşüktür. Düzenlenen D vitamini tedavisi hastalık bulgularına iyi gelir, atak sıklığını azaltır.

  1. Miyopi

Erken çocukluktan itibaren dışarıda zaman geçiren çocukların hem D vitamini hem güneş ışınlarının etkisi ile miyop olma olasılıkları azalır. D vitamini retinadan D vitamini sentezini/salınımını artırarak gözün yatay düzlemde uzamasına engel olarak miyopi riskini düşürür.

  1. Erken ölüm

Yüksek D vitamini düzeyleri veya D vitamini takviyesi özellikle yaşlılarda erken ölüm riskini ve ani kardiyak ölüm riskini belirgin olarak azaltır. D vitamini eksikliğinin ölüm riski üzerine etkisi günde 1 paket sigara içmekle benzer bulunmuştur.

Hamilelikte D vitamini

Annenin hamilelikte D vitamini düzeylerinin düşük olması plasenta hastalıkları ile birlikte bebeğin çocukluk/erişkinlikte pek çok hastalık riskini artırır:

  • Tip I diyabet
  • Otizm spektrumu bozuklukları
  • Erişkinlikte şizofreni/psikoz
  • Kalp damar hastalıkları
  • Çölyak hastalığı
  • Dilsel yeteneklerde gerilik
  • Astım ve alerjiler
  • Multipl skleroz
  • Non-Hodgkin lenfoma

Yaşlılarda D vitamini eksikliği

Yaşlılarda pek çok nedenle de vitamini eksikliği daha sık ve daha ağır olarak görülür.

  • Bağırsaklardan kalsiyum emiliminin azalması
  • Bağırsaklardan magnezyum emiliminin azalması
  • Deri de bulunan D vitamini öncüllerinin yaşla beraber azalması
  • Böbreklerde daha az D vitamini sentezlenmesi
  • Yaşlıların dışarıda daha az zaman geçirmesi
  • Yalnız yaşayan yaşlıların öğünlerini peynir ekmek ve çayla geçiştirmesi
  • Menopoz sonrası kadınların östrojen düzeylerinde azalma

D vitamini eksikliğine kemik erimesine bağlı kırıklarının, dengesizliğin ve kas kaybının artması yaşlılarda düşme riskini ve sonrasında gelişen komplikasyonları belirgin olarak artırır.

  • D vitamini fazlalığı veya toksisitesi nadir olmakla beraber mümkündür; 150 ng/ml düzeylerinin üstünde ortaya çıkar.  Bu nedenle D vitamini düzeylerinizi ölçtürmeden ve doktorunuza danışmadan D vitamini almayın. D vitamini fazlalığında serum kalsiyum düzeyleri yükselir, bulantı, kusma, iştahsızlık, kabızlık ve kas zaafı ortaya çıkabilir. Kalsiyum düzeyleri çok artarsa kalp ritim bozuklukları ve nörolojik bulgular görülebilir. 
  • 25 hidroksi D vitamini düzeyleri, iki ila üç haftalık D vitamini düzeylerinin karşılığıdır.
  • Tek seferde yüksek doz D vitamini vermek kemik kırığı riskini arttırmakta ayrıca yaşlılarda düşme riskini arttırmaktadır. Günlük olarak verilen D vitamini düzeyi ise bu etkiye neden olmamakta özellikle yaşlılarda günlük D vitamini takviyesi önerilmektedir.
  • D vitamini düşük olan annelerin süt düzeyleri de düşüktür. Bu nedenle eğer emziriyorsanız ve D vitamini düzeyleriniz düşükse bebeğinizin doktorundan destek isteyin. 
  • Yağ dokusunda D vitamininin hapsolması nedeniyle, şişman hastaların D vitamin değerleri düşüktür
  • D vitaminini güneşlenerek yükseltmek, antienflamatuar ve antioksidan etkileri ile pek çok bulguya olduğu gibi depresyon bulgularına daha iyi gelir.
  • Mart sonu-Ekim başı, öğlenleri 15-20 dakika yanmayacak/kızarmayacak kadar güneşlenmek yeterlidir.
  • Güneşin etkisi ile sentezlenen D vitamininde toksisite riski yoktur, belli bir düzeyin üstüne çıktığında D vitamini sentezi durmaktadır. 30 dakikadan fazla güneşlenmek tüm cilt kanserleri riskini artırır. Güneşlenirken mutlaka güneş takarak gözlerinizi UV ışınlardan koruyun.
  • Kış aylarında (ve yazın dışarı çıkmıyorsanız) D vitamininden zengin besinler tüketin: Balık, ciğer, yumurta ve güneşte kurutulmuş mantarlar.
  • Ağızdan takviye verildiğinde ise seyrek olarak yüksek doz D vitamini takviyesi yerine, her gün düzenli olarak D vitamini almak daha etkilidir.
  • Kolekalsiferol (D3), ergokalsiferolden (D2) daha etkili bir D vitamini takviyesidir.
  • Özellikle kış aylarında D vitamini takviyesi 8 haftadan uzun, en az 3, mümkünse 4 ay verilmelidir.
  • Yazın öğlenleri dışarı çıkma fırsatınız yoksa, doktorunuza danışıp, düzeylerinize baktırdıktan sonra D vitamini takviyesi alabilirsiniz. Dışarı çıkamasanız dahi, pencereyi açarak (cam UVB ışınları yutar) pencere önünde veya balkonda/işyerleri teraslarında zaman geçirmeye, artı hafta sonları mutlaka öğlen güneşi alın.
  • Güneşlenmek/ D vitamini takviyesi ile birlikte egzersiz yapmak ve sağlıklı beslenmek hem D vitamini düzeylerine, hem de serotonin ve BDNF düzeylerine iyi gelerek fibromiyalji bulgularına, depresyona, uykusuzluğa, kronik yorgunluğa ve beyin sisine çok daha iyi gelir, ağrılarınız ve diğer yakınmalarınız tedaviye daha iyi yanıt verir.

Hem D vitamini düzeylerinizi, hem de serotonin düzeylerinizi artırmak için yüksek fruktozlu mısır şurubu ve işlenmiş gıdaları hayatınızdan çıkartın.

Referanslar

  1. Hossein-nezhad A, Holick MF. Vitamin D for health: a global perspective. Mayo Clin Proc. 2013;88(7):720-755. doi:10.1016/j.mayocp.2013.05.011 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3761874/pdf/nihms502359.pdf
  2. Stroud ML, Stilgoe S, Stott VE, Alhabian O, Salman K. Vitamin D - a review. Aust Fam Physician. 2008 Dec;37(12):1002-5. PMID: 19142273. https://www.racgp.org.au/afp/200812/29319
  3. Holick MF. Sunlight and vitamin D for bone health and prevention of autoimmune diseases, cancers, and cardiovascular disease. Am J Clin Nutr. 2004 Dec;80(6 Suppl):1678S-88S. doi: 10.1093/ajcn/80.6.1678S. PMID: 15585788. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/15585788/
  4. Christakos S, Li S, De La Cruz J, Bikle DD. New developments in our understanding of vitamin metabolism, action and treatment. Metabolism. 2019;98:112-120. doi:10.1016/j.metabol.2019.06.010 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6814307/pdf/nihms-1532245.pdf
  5. Sinha A, Hollingsworth KG, Ball S, Cheetham T. Improving the vitamin D status of vitamin D deficient adults is associated with improved mitochondrial oxidative function in skeletal muscle. J Clin Endocrinol Metab. 2013 Mar;98(3):E509-13. doi: 10.1210/jc.2012-3592. Epub 2013 Feb 7. PMID: 23393184. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/23393184/
  6. Nair R, Maseeh A. Vitamin D: The “sunshine” vitamin. J Pharmacol Pharmacother. 2012;3(2):118-126. doi:10.4103/0976-500X.95506 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3356951/?report=printable
  7. Caccamo D, Ricca S, Currò M, Ientile R. Health Risks of Hypovitaminosis D: A Review of New Molecular Insights. Int J Mol Sci. 2018;19(3):892. Published 2018 Mar 17. doi:10.3390/ijms19030892 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC5877753/pdf/ijms-19-00892.pdf
  8. Kumar J, Yadav A, Agrawal K. Vitamin D deficiency: An emerging pandemic. J Family Med Prim Care. 2018;7(5):1146-1147. doi:10.4103/jfmpc.jfmpc_179_18 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6259547/?report=printable
  9. Cashman KD et al. Vitamin D deficiency in Europe: pandemic? Am J Clin Nutr. 2016 Apr;103(4):1033-44. doi: 10.3945/ajcn.115.120873. Epub 2016 Feb 10. PMID: 26864360; PMCID: PMC5527850. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/26864360/
  10. Zittermann A, Gummert JF. Nonclassical vitamin D action. Nutrients. 2010;2(4):408-425. doi:10.3390/nu2040408 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3257656/pdf/nutrients-02-00408.pdf
  11. Strange RC, Shipman KE, Ramachandran S. Metabolic syndrome: A review of the role of vitamin D in mediating susceptibility and outcome. World J Diabetes. 2015;6(7):896-911. doi:10.4239/wjd.v6.i7.896 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4499524/pdf/WJD-6-896.pdf
  1. Gröber U, Spitz J, Reichrath J, Kisters K, Holick MF. Vitamin D: Update 2013: From rickets prophylaxis to general preventive healthcare. Dermatoendocrinol. 2013;5(3):331-347. doi:10.4161/derm.26738 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC3908963/pdf/de-5-331.pdf
  2. Baruah B, Gupta A, Kumar A, Kumar A. The role of oral vitamin D3 supplementation in the treatment of Chronic Rhinosinusitis in adults with Vitamin D deficiency. J Family Med Prim Care. 2020;9(6):2877-2879. Published 2020 Jun 30. doi:10.4103/jfmpc.jfmpc_448_20 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7491765/?report=printable
  3. Tuchinda P, Kulthanan K, Chularojanamontri L, Arunkajohnsak S, Sriussadaporn S. Relationship between vitamin D and chronic spontaneous urticaria: a systematic review. Clin Transl Allergy. 2018;8:51. Published 2018 Dec 4. doi:10.1186/s13601-018-0234-7 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC6278169/pdf/13601_2018_Article_234.pdf
  4. Benskin LL. A Basic Review of the Preliminary Evidence That COVID-19 Risk and Severity Is Increased in Vitamin D Deficiency. Front Public Health. 2020;8:513. Published 2020 Sep 10. doi:10.3389/fpubh.2020.00513 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC7513835/pdf/fpubh-08-00513.pdf
  5. Wei R, Christakos S. Mechanisms Underlying the Regulation of Innate and Adaptive Immunity by Vitamin D. Nutrients. 2015;7(10):8251-8260. Published 2015 Sep 24. doi:10.3390/nu7105392 https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pmc/articles/PMC4632412/pdf/nutrients-07-05392.pdf
  6. Zhang YG, Wu S, Sun J. Vitamin D, Vitamin D Receptor, and Tissue Barriers. Tissue Barriers. 2013 Jan 1;1(1):e23118. doi: 10.4161/tisb.23118. PMID: 24358453; PMCID: PMC3865708. https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/24358453//
RANDEVU AL
Türkçe