BAŞ AĞRISI

Migren mi? Gerilim tip baş ağrısı mı? Yoksa servikojenik baş ağrısı mı?

Başınız ağrıyor. Hem de çok ağrıyor. Bazen haftalarca geçmiyor. Kimi doktor migren diyor, kimi psikolojik diyor, antidepresan veriyor. Ne yapsanız olmuyor, baş ağrınız geçmiyor. Peki, başınız neden ağrıyor?

Migren, çoğunlukla kadınlarda görülen, sıklıkla ergenlikte başlayan, ışığa ve sese hassasiyet ile seyreden zonklayıcı bir baş ağrısı. Zonklama merdiven çıkma, yürüme, ağırlık kaldırma ile dayanılmaz bir hal alabilir. Sıklıkla bulantı, çoğunlukla kusma eşlik eder.

Gerilim tipi baş ağrısı, başın daha çok önünde ve arkasında, mengene ile sıkıştırılma hissi ile seyreden bir ağrıdır. Migren ağrılarındaki kadar belirgin olmamakla birlikte gerilim tipi baş ağrısı sırasında da ışığa ve sese hassasiyet görülür. Bulantı nadiren görülür, kusma ise beklenmez.

Servikojenik baş ağrısı, boyun kaynaklı problemler nedeniyle boyunda başlayan ağrının başa yayılmasıdır. Boyun ve omuz çevresi kaslarının ağrıları, bu kaslarda oluşan tetik noktalar, boyun omurgası problemleri, kireçlenme, fıtıklar, postür bozuklukları ve omurga düzleşmesi boyundan başa yayılan ağrılara neden olabilir.

Bir hastada her üç ağrı da bir arada bulunabilir. Hatta, ağrılar birbirini tetikleyebilir. Sırasında ne hasta ne de doktor ağrıları birbirinden ayıramayabilir. Stres ve duruş bozuklukları her üç ağrıyı da tetikleyebilir.
Migren fibromiyaljiyi, duruş bozuklukları servikojenik baş ağrılarını, servikojenik ağrılar fibromiyalji ve migreni, fibromiyalji ve miyofasyal ağrılar hem gerilim tipi baş ağrısını, hem de migreni artırabilir.

Migren kompleks genetik bir hastalıktır. Genetik alt yapısı uygun olan/ ailesinde migren olan hastalarda çevre koşulları, diyet ve yaşam tarzı özelliklerinin bir araya gelmesi nedeniyle ortaya çıkabilir. Yani ailenizde migren hastası olan bir büyüğünüz varsa sizde migren ortaya çıkma olasılığı yüksektir ama yüzde 100 değildir.
Ailesinde migren veya fibromiyalji olan kişilerde migrenin daha fazla görülmesine nesiller arası aktarılabilen epigenetik değişikliklerin de neden olduğu düşünülmektedir. Epigenetik değişiklikler bizden önceki jenerasyonların yaşadığı tecrübe ve travmaların genetik alt yapıyı değiştirmeden, genlerin ifadesinde, yani sentezledikleri veya sentezlemedikleri proteinler aracılığı ile vücutlarımızda oluşan ve bizden önce yaşamış büyüklerin yaşama dair tecrübeleri olduğu kadar stres ve travmalarından da etkilenmememize neden olan değişikliklerdir.
Annemiz kendi annesinin karnında 4 aylık bebekken yumurtalıkları içerisinde yumurtalar oluşmaya başlar, bunlardan birisi gelecekte sperm ile döllenir ve biz oluşuruz. Bu nedenle doğduğumuz ana kadar annemizle aynı ortamda bulunur ve onun vücudunda oluşan tüm metabolik değişikliklerden ve onun yaşadığı tüm streslerden etkileniriz.

Anne karnında ve sonrasında yaşanan travmalar vücutta stres yanıtının ortaya çıkmasına neden olur. Bu stres yanıtı çok şiddetli olursa veya uzun süreli olursa, özellikle kişinin baş edemeyeceği boyutta bir stres olursa, vücuttaki hipotalamo-pitüiter-adrenal eksende hormon salınımında değişikliklere neden olur. Bu hormon değişiklikler kolaylaştırıcı yaşam koşulları varlığında kişiyi migren, fibromiyalji, irritabl bağırsak sendromu (spastik kolit), kronik yorgunluk sendromu gibi kronik ağrı hastalıklarına yatkın yapar.
Hipokrat, bütün hastalıkların bağırsaklardan başladığını söyler. Otuz yıl önce çok anlam ifade etmeyen bu fikri son yıllarda yapılan pek çok çalışma haklı çıkarmıştır.

Bağırsakların içinde mikrobiyom olarak adlandırılan milyonlarca bakteri ve tek hücreli canlı yaşamaktadır. Bu bakterilerin kendi içerisinde bir dengesi vardır ve sağlıklı koşullarda çoğunluğu iyi bakterilerden oluşur. Kötü beslenme alışkanlıkları (lifsiz ve karbonhidrattan zengin beslenme, az sebze tüketme gibi), hareketsiz yaşam tarzı, kronik stres, çok fazla ağrı kesici kullanma, sık antibiyotik kullanma ve bağırsak geçirgenliğini artıran gıdalarla beslenme gibi nedenler bu denge bozulur ve yaralı bakterilerin yerini zararlı bakteriler alır. Mikrobiyom dengelerinin bozulması disbiyozis olarak adlandırılır, uzun vadede pek çok kronik hastalığı, depresyon ve kronik ağrı sendromlarına zemin hazırlar.

Buğday, arpa ve çavdarın içerisinde yer alan gluten isimli protein bağırsak geçirgenliğini artırarak, disbiyozise neden olarak, hassas kişilerde entolerans ve alerjilere neden olarak hem migren, hem de fibromiyalji ağrılarını artırabilir. Gluten ayrıca metabolik sendroma meyil ve kilo almayı kolaylaştırarak da ağrıları artırır.

İşlenmiş gıda ve gazlı şekerli (veya tatlandırıcılı) kutu içecekleri çok tüketmek, sebze ve kuruyemişleri az tüketmek, çok kahve, sık alkol tüketmek, uzun süreler mide koruyucu, ağrı kesici ve diüretik tansiyon ilacı kullanmak vücutta magnezyum düzeylerini düşürür. Sebzelerin eskisine göre gübreler ile daha hızlı büyümesi ve toprak kalitesinin bozulması nedeniyle de sebze yemek de bazen magnezyum atılım hızına yetişemeyebilir. Magnezyum aslında bize migren ve fibromiyaljinin doğal tedavisi için doğanın bize bir hediyesidir.

Hareketsiz yaşam ve kilo alma, migren, fibromiyalji ağrılarını ve kronik yorgunluk sendromu bulgularını artırır. Vücudu strese sokmayan, yürüyüş, yüzme, bisiklet, yoga ve pilates gibi sporlar yapmak kronik ağrıları azaltırken kilo verilmesine ve insülin direncinin düşmesine de yardımcı olur. Tüm bu sporlar vücudun iki yarısını simetrik olarak kullandıkları için beyinde BDNF düzeylerini artırır, aynı zamanda demans, depresyon ve kronik ağrı gelişme olasılığını da azaltır.
Yoga, nefes çalışmaları ve meditasyon fiziksel aktivite dışında kişinin stresini azaltarak, stresle baş etmeyi kolaylaştırarak, zihni sakinleştirerek, uyku düzenini sağlayarak ve postür bozukluklarını düzelterek tüm kronik ağrılara iyi gelir. Yoga tüm bu yararların dışında insanın kendisi ve geçmişi ile barışmasına da zemin hazırlayarak, özellikle ailesinde veya çocukluğunda travma öyküsü olan ağrı hastalarının iyileşmesine katkıda bulunur.
Geçmişle barışmak, size yapılan kötülükleri affetmek, yaptığınız hatalar ve başarısızlıklarınız için kendinize kızmayı bırakarak kendinize şefkat ve anlayış göstermek, ağrılarınızı azaltmak veya ağrılarınızdan kurtulmak için elinizde her zaman kullanabileceğiniz bir diğer araçtır.

Uyku düzeninizi sağlayarak, magnezyum düzeylerinizi yüksek tutacak şekilde beslenerek, hareketli bir yaşam tarzını benimseyerek, bağırsaklarınıza dikkat ederek, gluten ve şeker yemeyerek, geçmişiniz ve travmalarınız ile barışarak ve kendinize kızmaktan vaz geçerek ağrılarınızı azaltmak sizin elinizde.

RANDEVU AL