Skip to main content

Hipermobilite ve Ağrı: Esneklik Neden Ağrı Yapar?

Hipermobilite ve Ağrı: Esneklik Neden Ağrı Yapar?

Esnek bir bedene sahip olmak genellikle bir avantaj, hatta hayranlık sebebi olarak görülür. Ancak bazı kişilerde bu “fazla esneklik” göründüğü kadar masum olmayabilir. Eklemlerdeki aşırı gevşeklik (hipermobilite); geçmek bilmeyen ağrılar, kolay morarma, sindirim sorunları veya ayağa kalkınca çarpıntı gibi belirtilerle birleştiğinde, vücuttaki bir bağ dokusu zayıflığının habercisi olabilir.

Çoğu zaman gözden kaçan bu durum, klinikte sıklıkla fibromiyalji ile karıştırılır ya da ona eşlik eder. Bu rehberde hipermobilitenin sinir sistemini nasıl hassaslaştırabileceğini, eşlik eden otonom sinir sistemi sorunlarını ve esneme yerine eklem stabilizasyonuna dayanan bütüncül çözüm yollarını ele alıyoruz.

Aşırı Esneklik Bir Hastalık Olabilir mi?

Çocukken kolayca köprü yapabilmek ya da yetişkinlikte zorlu yoga pozlarını rahatça uygulayabilmek tek başına bir hastalık değildir. Ancak bu esnekliğe kronik ağrılar, kolay morarma, sindirim sorunları veya çarpıntı eşlik ediyorsa, vücudumuzun görünmez iskeleti olan bağ dokusunda yapısal bir farklılık olabilir.

Bağ dokusu; kaslarımızı, kemiklerimizi, damarlarımızı ve iç organlarımızı yerinde tutan, hareketi sınırlandırıp dokuların eski haline dönmesini sağlayan sistemdir. Bu sistemdeki gevşeklik kendini ilk olarak eklemlerin normal sınırların ötesinde hareket etmesiyle gösterir.

Klinik pratikte bu durum bir yelpaze olarak ele alınır. Bir ucunda hiçbir şikâyete yol açmayan doğal esneklik, ortasında belirti veren hipermobilite spektrum bozuklukları, diğer ucunda ise kalıtsal bir bağ dokusu hastalığı olan Ehlers-Danlos sendromu (EDS) yer alır.

Tanı ve Sınıflama: Hipermobilite Spektrumu, hEDS ve vEDS

Eklemlerin fazla esnek olması her zaman sistemik bir hastalık anlamına gelmez. 2017 uluslararası sınıflamasına göre bu tabloları birbirinden ayırmak gerekir.

1. Jeneralize eklem hipermobilitesi

Toplumda sık görülen, bağ dokusunun doğal olarak biraz daha gevşek olmasından kaynaklanan bir özelliktir. Kadınlarda, çocuklarda ve bazı etnik gruplarda daha sıktır. Hiçbir şikâyete yol açmıyorsa hastalık olarak kabul edilmez.

2. Hipermobilite Spektrum Bozuklukları (HSD)

Eklem gevşekliği ağrı, burkulma, çıkık veya yorgunluk gibi şikâyetlere yol açıyor, ancak hEDS tanı kriterleri tam karşılanmıyorsa bu tabloya HSD denir. Eskiden “selim hipermobilite sendromu” olarak adlandırılıyordu. Adına rağmen HSD her zaman hafif seyretmez; ayağa kalkınca çarpıntı, sindirim şikâyetleri ve kronik ağrı gibi hEDS'dekine benzer sorunlar burada da görülebilir. Doğru egzersiz ve stabilizasyon yaklaşımıyla şikâyetler çoğu zaman belirgin şekilde azalır.

3. Ehlers-Danlos Sendromu (EDS) ve Hipermobil EDS (hEDS)

Ehlers-Danlos sendromu, bağ dokusunun yapısını ve dayanıklılığını etkileyen kalıtsal bozukluklardan oluşan bir gruptur. 2017 sınıflamasında 13 alt tip tanımlanmıştır. Alt tiplerin çoğunda kolajen veya kolajenin işlenmesiyle ilgili genlerde değişiklik bulunur.

Hipermobil EDS (hEDS) en sık karşılaştığımız alt tiptir. En önemli özelliği, henüz sorumlu geni bilinmediği için bir genetik testinin bulunmamasıdır. Tanı; detaylı muayene, aile öyküsü ve üç basamaklı uluslararası kriterlerle konur:

  1. Jeneralize eklem hipermobilitesinin varlığı (Beighton skoru ile değerlendirilir).
  2. Şu üç özellik grubundan en az ikisinin bulunması: sistemik bağ dokusu bulguları (cilt, fıtık, organ sarkması, mitral kapak prolapsusu gibi), birinci derece akrabada hEDS öyküsü, kas-iskelet sistemi komplikasyonları (kronik ağrı, tekrarlayan çıkıklar).
  3. Marfan sendromu ve diğer EDS tipleri gibi benzer tabloların dışlanması.

Diğer nadir EDS tiplerinde ise tanı genetik testle doğrulanır.

4. Vasküler EDS (vEDS)

EDS alt tipleri arasında en ciddi ve yakın takip gerektiren formdur. Eklemlerden çok damarların ve içi boş organların (bağırsak, rahim) duvarlarını etkiler. Eklem esnekliği genellikle el ve ayak parmaklarıyla sınırlıdır. İnce ve yarı saydam, altındaki damarların belirgin göründüğü bir cilt yapısı tipiktir. Ailede genç yaşta anevrizma, damar yırtılması, organ yırtılması veya açıklanamayan ani ölüm öyküsü varsa vakit kaybetmeden bir tıbbi genetik uzmanına başvurulmalıdır.

Vücudun Verdiği İpuçları: Sistemik Bulgular

Bağ dokusu vücudun her yerinde bulunduğu için hipermobilite ve EDS'de bulgular yalnızca eklemlerle sınırlı kalmaz.

Kas-iskelet sistemi bulguları

  • Hipermobilite ve instabilite: Eklemlerin normalden geniş hareket etmesi, buna bağlı olarak kolayca burkulması veya yarı çıkması (sublüksasyon).
  • Tekrarlayan zorlanmalar: Tenisçi dirseği (epikondilit), tendon kılıfı iltihabı (tenosinovit) veya bursit.
  • Erken yıpranma: Eklemlerde erken yaşta kireçlenme (osteoartrit) eğilimi, duruş bozuklukları, skolyoz ve düz taban.
  • Denge ve eklem pozisyon hissinde azalma: Eklemin nerede olduğunu algılama yeteneğinin (propriosepsiyon) zayıflaması, sakarlık ve düşmelere yatkınlık.
  • Kronik yaygın ağrı: Klinikte sıklıkla fibromiyalji ile karışan veya ona eşlik eden kas-iskelet ağrıları.

Cilt bulguları

Cilt bulguları EDS alt tipine göre çok farklılık gösterir. hEDS'de cilt genellikle yumuşak ve hafifçe fazla esneyen yapıdadır, kolay morarma ve nedensiz çatlaklar (stria) sık görülür. Belirgin şekilde esneyen, kadifemsi cilt ve yaraların “sigara kağıdı” görünümünde ince, geniş izler bırakarak yavaş iyileşmesi ise daha çok klasik EDS'nin özelliğidir. Bu nedenle bu bulguların olmaması hipermobiliteyi dışlamaz.

Diğer sistemik bulgular

Kalpte mitral kapakçığın geriye doğru esnemesi (mitral valv prolapsusu), dişeti hassasiyeti, erken yaşta varis, tekrarlayan kasık veya karın fıtığı ve kadınlarda pelvik taban sarkmaları görülebilir.

Eşlik Eden Durumlar

Hipermobilite, özellikle de hEDS, yalnızca eklemleri değil otonom sinir sistemini, sindirim sistemini ve bağışıklık hücrelerini de etkileyebilir. Bu nedenle klinik tabloda sıklıkla şu durumlar bir arada görülür.

Otonom disfonksiyon: ortostatik intolerans ve POTS

Postural ortostatik taşikardi sendromunda (POTS) ayağa kalkınca nabız aşırı yükselir, çarpıntı, baş dönmesi, göz kararması, halsizlik ve beyin sisi ortaya çıkar. Tanı için ayağa kalktıktan sonraki 10 dakika içinde nabzın dakikada en az 30 atım artması (12–19 yaş arasında en az 40), bu sırada tansiyonun düşmemesi ve şikâyetlerin birkaç aydır sürmesi gerekir.

Hipermobil bireylerde POTS'un neden sık görüldüğü tam olarak bilinmiyor. Damar duvarındaki bağ dokusu gevşekliği nedeniyle kanın bacaklarda göllenmesi, küçük sinir liflerinin etkilenmesi, kan hacminin düşük olması ve kondisyon kaybı gibi birden fazla mekanizmanın rol oynadığı düşünülmektedir. Vücut beyne giden kan akışını korumak için adrenalin salgısını artırır; bu da kişinin sürekli “alarm modunda” hissetmesine ve kronik yorgunluğa katkıda bulunabilir.

Sindirim sistemi sorunları

Hipermobil bireylerde şişkinlik, reflü, kabızlık, karın ağrısı ve mide boşalmasında yavaşlama gibi fonksiyonel sindirim şikâyetleri sık görülür. Bağırsak duvarındaki bağ dokusunun ve bağırsağı yöneten otonom sinirlerin etkilenmesi bu şikâyetlere katkıda bulunabilir.

Nörolojik bulgular

Baş ağrısı ve migren, el ve ayaklarda yanma veya karıncalanma ile seyreden küçük lif nöropatisi, çene eklemi (TME) sorunları ve konsantrasyon güçlüğü hipermobil hastalarda sık karşılaşılan şikâyetlerdir.

Mast hücre aktivasyon sendromu (MCAS)

Bağışıklık sisteminin bir parçası olan mast hücrelerinin aşırı hassaslaşması sonucu ortaya çıktığı düşünülen bir tablodur. Açıklanamayan ani alerjik reaksiyonlar, kızarma, kurdeşen (ürtiker) ve mide-bağırsak hassasiyetiyle seyredebilir. hEDS ile MCAS arasındaki ilişki bazı çalışmalarda öne sürülmüş olsa da bu konudaki kanıtlar henüz tutarlı değildir. MCAS tanısı; birden fazla organ sisteminde tekrarlayan belirtiler, atak sırasında kanda mast hücre göstergelerinin yükseldiğinin gösterilmesi ve tedaviye yanıt gibi belirli kriterlerle konur.

Kesişen Yollar: Hipermobilite ve Fibromiyalji

Fibromiyalji tanısı alan hastalarda eklem hipermobilitesi, genel topluma göre daha sık görülür; bu ilişki Türkiye'de yapılan çalışmalarda da gösterilmiştir. İki tablo birbirini dışlamaz, sıklıkla bir arada bulunur ve birbirini besleyebilir. Eklemlerin fizyolojik sınırların ötesinde hareket etmesi, sinir sisteminin ağrıyı işleme biçimini değiştirebilen kronik bir mekanik yük kaynağıdır.

1. Kasların “nöbet tutması”

Normal bir eklemde stabiliteyi büyük ölçüde güçlü bağlar (ligamentler) sağlar. Hipermobil bireylerde bu bağlar gevşek olduğu için eklemi yerinde tutma görevinin önemli bir kısmının kaslara devredildiği düşünülmektedir. Kaslar adeta eklemi korumak için sürekli nöbet tutan güvenlik görevlileri gibi çalışır. Bu fazla yük kas yorgunluğuna, gerginliğe ve yaygın tetik noktalara katkıda bulunabilir.

2. Tekrarlayan mikro-travmalar ve merkezi duyarlılaşma

Gün içinde fark edilmeyen tekrarlayan zorlanmalar, küçük burkulmalar ve yarı çıkıklar dokulardan beyne sürekli uyarı sinyalleri gönderir. Zamanla sinir sistemi bu sinyallere karşı aşırı hassaslaşabilir. Bu duruma merkezi duyarlılaşma denir: sinir sistemi normal bir dokunuşu ya da hafif bir hareketi bile şiddetli ağrı olarak algılamaya başlar. Araştırmalar, hipermobil hastalardaki yaygın ağrının temel mekanizmalarından birinin merkezi duyarlılaşma olduğunu göstermektedir.

3. Gözden kaçan hipermobilite ve sabah katılığı

Altta yatan eklem gevşekliği fark edilmediğinde birçok hastaya yalnızca fibromiyalji tanısı konur. Oysa bu hastalarda hem sinir sisteminin duyarlılığını hem de mekanik instabiliteyi birlikte ele almak gerekir. Hastaların sabahları tarif ettiği katılık ve “zırhlanma” hissinin, vücudun gevşek eklemleri korumaya yönelik bir savunma tepkisi olduğu düşünülmektedir.

Bütüncül ve Fonksiyonel Tıp Çözüm Yolları

Temel hedef; gevşek eklemleri kas gücüyle stabilize etmek, hassaslaşmış sinir sistemini sakinleştirmek ve doku sağlığını desteklemektir. Hipermobil bir bedende genel fibromiyalji önerilerinin bir kısmı, özellikle yoğun germe egzersizleri, ağrıyı artırabilir. Bu nedenle tedavinin kişiye göre uyarlanması gerekir.

1. Doğru tanı ve hekim muayenesi

Yaygın ağrılarınız varsa ve Beighton skorunuz yüksek çıkıyorsa (aşağıdaki testi inceleyebilirsiniz), ayırıcı tanı için bir fiziksel tıp ve rehabilitasyon, romatoloji veya nöroloji uzmanına başvurmalısınız. Ayağa kalkınca çarpıntı ve baş dönmesi varsa kardiyoloji değerlendirmesi, klasik veya vasküler EDS gibi diğer tiplerden şüpheleniliyorsa tıbbi genetik değerlendirmesi gerekir. Ağrının kaynağında mekanik bir instabilitenin mi, sinir sisteminin duyarlılaşmasının mı, yoksa ikisinin birden mi olduğunu bilmek tedavinin yönünü belirler. Ağrı ve POTS için gerektiğinde hekim kontrolünde ilaç tedavileri de bu planın bir parçası olabilir.

2. Egzersizde paradigma değişimi: germe değil, stabilizasyon

Hipermobil bireyler kaslarındaki sürekli gerginlik hissi nedeniyle sıklıkla germe hareketleri yapma ihtiyacı duyar. Oysa zaten gevşek olan bağları daha fazla germek eklemi daha korumasız bırakabilir ve ağrıyı artırabilir.

  • Hedef güçlenmek: Amaç eklem açıklığını artırmak değil, eklemi kas gücüyle yerinde sabitlemektir.
  • Klinik pilates ve yoga terapi: Mutlaka hipermobilite konusunda deneyimli uzmanlar eşliğinde, eklemlerin uç sınırlarına gitmeden; merkez (core) bölgesini ve eklem çevresindeki derin kasları güçlendiren, izometrik (kas boyu değişmeden yapılan) hareketlere odaklanılmalıdır.
  • Denge ve propriosepsiyon çalışmaları: Tek ayak üzerinde durma, denge tahtası gibi egzersizler eklemin pozisyonunu algılama yeteneğini geliştirir ve burkulmaları azaltır.
  • Restoratif yoga ve nefes çalışmaları: Sinir sistemini sakinleştirmek ve sempatik aşırı uyarılmayı azaltmak için değerli bir dinlenme alanıdır.
  • Düşük etkili kardiyo: Yüzme, yürüyüş veya bisiklet doku oksijenlenmesini artırır ve yorgunluk sınırına gelmeden sonlandırılmalıdır. POTS varsa egzersize yatarak ya da oturarak yapılan hareketlerle (yüzme, kürek, yatar bisiklet) başlanmalı, ayakta yapılan egzersizlere kademeli geçilmelidir.
  • Günlük yaşam destekleri: Gerekli durumlarda destekleyici ortezler, uygun tabanlıklar ve ergonomik düzenlemeler eklemlerin yükünü azaltır.

Pasif germe, derin esneme ve kontrolsüz hareketlerden kaçının. Eklemlerinizin esnekliği zaten yeterli; ihtiyacınız olan bu esnekliği kontrol edecek kas gücü ve stabilitedir.

3. POTS için pratik önlemler

Ayağa kalkınca göz kararması ve baş dönmesi yaşıyorsanız gün içine yayılmış yeterli sıvı alımı damar içi hacmi destekler. Tuz ve elektrolit desteği de sıklıkla önerilir; ancak yüksek tansiyon, kalp veya böbrek hastalığınız varsa tuz miktarını artırmadan önce mutlaka hekiminize danışın. Dizaltı veya uyluk boyu kompresyon çorapları ve karın bandı, kanın bacaklarda göllenmesini azaltmaya yardımcı olabilir. Ayağa yavaş kalkmak, uzun süre hareketsiz ayakta durmaktan kaçınmak ve sıcak ortamlarda dikkatli olmak da şikâyetleri hafifletir.

4. Biyokimyasal destek: önce ölçün, sonra tamamlayın

Aşağıdaki destekler genetik bağ dokusu yapısını değiştirmez; amaç, eksiklik varsa vücudun onarım kapasitesini desteklemektir. Takviyeler mutlaka kan değerleri ölçüldükten sonra ve hekim kontrolünde kullanılmalıdır.

  • Kolajen sağlığı (C vitamini, demir ve bakır): Kolajen, vücutta lif lif örülen mekanik bir iskeledir. Bu iskelenin kurulabilmesi için kaliteli protein alımı tek başına yetmez; sentezin kritik basamaklarında C vitamini ve demir yardımcı molekül (kofaktör) olarak çalışır. Oluşan liflerin birbirine bağlanarak mekanik güç kazanması ise bakıra bağlı bir enzimle gerçekleşir. Demir ancak ferritin düzeyi bakıldıktan sonra takviye edilmelidir; düşük ferritin POTS hastalarında sık görülür ve yorgunluğu artırabilir. 
  • Magnezyum: Kas gerginliğini ve spazmları azaltmaya, sinir sistemini dengelemeye yardımcı olabilir. Uygun formu hekiminizle birlikte seçmeniz önerilir.
  • B12 vitamini ve folat: B12 ve folat sinir liflerinin sağlığı için gereklidir. Eksikliklerinde gelişebilen nöropati, var olan ağrıyı ve uyuşma-karıncalanma şikâyetlerini ağırlaştırabilir. Bu nedenle düzeyleri kontrol edilmeli, eksiklik varsa mutlaka tamamlanmalıdır.

5. Anti-enflamatuar ve fonksiyonel beslenme

  • İşlenmiş gıdaları azaltmak: Rafine şeker ve işlenmiş gıdalardan uzak, sebze ağırlıklı bir beslenme düzeni düşük dereceli enflamasyonu azaltmaya yardımcı olabilir.
  • Gluten: Çölyak hastalığı veya non çölyak gluten hassasiyeti olanlarda enflamasyonu azaltarak ve mikrobesin eksikliklerinin önüne geçerek fayda sağlar. Sindirim şikâyetleriniz varsa glutensiz diyete geçmeden önce mutlaka çölyak testi yaptırın; diyete başladıktan sonra yapılan test yanlış sonuç verebilir.
  • Sağlıklı yağlar: Hücre zarı ve sinir sağlığı için kaliteli omega-3 kaynakları (yağlı balık), zeytinyağı ve avokado gibi anti-enflamatuar yağlar beslenmeye eklenmelidir.

6. Enerji yönetimi (pacing) ve uyku

  • Pacing (hız ayarı): “Ağrıya rağmen devam et” yaklaşımı hipermobil bedenlerde merkezi duyarlılaşmayı derinleştirebilir. Vücudun sınırlarını dinlemek, ağrı krizi başlamadan önce durup dinlenmeyi öğrenmek tedavinin önemli bir parçasıdır.
  • Derin uyku: Sinir sisteminin ve dokuların onarımı büyük ölçüde derin uykuda gerçekleşir. Düzenli uyku saatleri ve iyi bir uyku hijyeni mutlaka sağlanmalıdır.

Kendi Kendinize Uygulayabileceğiniz Hipermobilite Testleri

Aşağıdaki testler yalnızca bir fikir vermek içindir, tek başına tanı koydurmaz. Test sırasında eklemlerinizi asla zorlamayın; ağrı hissettiğiniz noktada durun.

Beighton skoru

İlk dört hareket sağ ve sol taraf için ayrı ayrı değerlendirilir. Toplam puan 9 üzerindendir.

Hareket

Olumlu kabul edilen durum

Puan

Başparmak

Bileğinizi bükerken başparmağınızı ön kolunuzun iç yüzüne doğru itin; başparmak ön kola değiyorsa

Sağ 1, sol 1

Serçe parmak

Serçe parmağınızı el sırtına doğru geriye itin; 90 dereceyi geçiyorsa

Sağ 1, sol 1

Dirsek

Kolunuzu öne uzatıp dirseğinizi düzleştirin; dirsek ters yöne 10 dereceden fazla bükülüyorsa

Sağ 1, sol 1

Diz

Ayakta dururken dizlerinizi kilitleyin; dizler geriye doğru 10 dereceden fazla kaçıyorsa

Sağ 1, sol 1

Öne eğilme

Ayaklar yan yana, dizleri bükmeden öne eğilin; avuç içleri tamamen yere değiyorsa

1

Değerlendirme: Ergenlik öncesi çocuklarda 6 ve üzeri, ergenlik sonrası ile 50 yaş arasındaki kişilerde 5 ve üzeri, 50 yaş üstündekilerde ise 4 ve üzeri puan jeneralize eklem hipermobilitesine işaret eder.

Geçmişe dönük 5 soruluk anket

Esneklik yaşla birlikte azaldığı için, özellikle 40 yaş üzerindeki kişilerde Beighton skoru bugün düşük çıkabilir. Bu nedenle geçmişteki esnekliğinizi sorgulayan şu anket de değerlidir:

  1. Şu anda ya da geçmişte dizlerinizi bükmeden avuçlarınızı yere koyabiliyor muydunuz?
  2. Şu anda ya da geçmişte başparmağınızı bükerek ön kolunuza değdirebiliyor muydunuz?
  3. Çocukken vücudunuzu tuhaf şekillere sokarak arkadaşlarınızı eğlendirir miydiniz ya da spagat (bacakların tabana tam olarak basacak şekilde zıt yönlerde (biri öne diğeri arkaya veya her ikisi de yanlara doğru) 180 derecelik bir açıyla tamamen açılması eylemi) yapabiliyor muydunuz?
  4. Çocukluk veya gençlik döneminizde omzunuz ya da diz kapağınız birden fazla kez çıktı mı?
  5. Kendinizi “lastik gibi”, eklemleri fazla esnek biri olarak tanımlar mısınız?

Değerlendirme: İki veya daha fazla soruya “evet” yanıtı vermek hipermobiliteyi düşündürür. Hem Beighton skorunuz hem de bu anket hipermobiliteye işaret ediyorsa ve şikâyetleriniz varsa, bir uzmana başvurmanızı öneririm.

Ne Zaman Hemen Doktora Başvurmalısınız?

Aşağıdaki durumlarda vakit kaybetmeden acil servise veya hekiminize başvurun:

  • Ani başlayan, şiddetli göğüs, sırt, karın veya yan ağrısı (özellikle ailede vasküler EDS, anevrizma veya genç yaşta ani ölüm öyküsü varsa)
  • Ayağa kalkınca bayılma veya bayılma sırasında yaralanma
  • Eklem çıkığının kendiliğinden yerine oturmaması
  • Kollarda veya bacaklarda yeni başlayan güç kaybı ya da ilerleyen uyuşma

Ailesinde vasküler EDS öyküsü olan kişilerin, alt tip belirlenmeden gebelik planlamaması ve bir genetik uzmanıyla görüşmesi önerilir.

Kaynaklar

  1. Sendur OF, Gurer G, Bozbas GT. The frequency of hypermobility and its relationship with clinical findings of fibromyalgia patients. Clin Rheumatol. 2007;26(4):485-7. doi: 10.1007/s10067-006-0304-4. PMID: 16636935.
  2. Kucharik AH, Chang C. The relationship between hypermobile Ehlers-Danlos syndrome (hEDS), postural orthostatic tachycardia syndrome (POTS), and mast cell activation syndrome (MCAS). Clin Rev Allergy Immunol. 2020;58(3):273-297. doi: 10.1007/s12016-019-08755-8. PMID: 31267471.
  3. Malfait F, Francomano C, Byers P, et al. The 2017 international classification of the Ehlers-Danlos syndromes. Am J Med Genet C Semin Med Genet. 2017;175(1):8-26. doi: 10.1002/ajmg.c.31552. PMID: 28306229.
  4. Engelbert RH, Juul-Kristensen B, Pacey V, et al. The evidence-based rationale for physical therapy treatment of children, adolescents, and adults diagnosed with joint hypermobility syndrome/hypermobile Ehlers Danlos syndrome. Am J Med Genet C Semin Med Genet. 2017;175(1):158-167. doi: 10.1002/ajmg.c.31545. PMID: 28306230.
  5. Schubert-Hjalmarsson E, Fasth A, Ickmans K, Söderpalm AC, Lundberg M. Exploring signs of central sensitization in adolescents with hypermobility spectrum disorder or hypermobile Ehlers-Danlos syndrome. Eur J Pain. 2025;29(1):e4754. doi: 10.1002/ejp.4754. PMID: 39529262.
  6. Montemayor Zarazúa AP, Elizondo Solis CV, Ayala García C, et al. Linking central sensitization to multisystemic manifestations in hypermobile Ehlers-Danlos syndrome. Front Pain Res (Lausanne). 2026;7:1799439. doi: 10.3389/fpain.2026.1799439. PMID: 42454246.
  7. Di Stefano G, Celletti C, Baron R, et al. Central sensitization as the mechanism underlying pain in joint hypermobility syndrome/Ehlers-Danlos syndrome, hypermobility type. Eur J Pain. 2016;20(8):1319-25. doi: 10.1002/ejp.856. PMID: 26919608.
  8. Hakim AJ, Grahame R. A simple questionnaire to detect hypermobility: an adjunct to the assessment of patients with diffuse musculoskeletal pain. Int J Clin Pract. 2003;57(3):163-6. PMID: 12723715.
Son Güncelleme: 04 Ekim 2026
Yazar Dr. Banu Taşcı Fresko

Dr. Banu Taşcı Fresko

Nöroloji Uzmanı, Fonksiyonel Tıp Uzmanı (IFMCP)